1. Köprüçayı Kanyonu: Köprüçay Isparta’ya bağlı Aksu İlçesinin yaklaşık 8 km kuzeyinde yer alan Anamas Dağları’nın güney yamacından doğar ve bölgede küçük bir dere niteliğindedir. Bu küçük dere Sorgun Yaylası’na ulaştığında Anamas Dağları’nın haşin topoğrafyasından kurtulmanın rehaveti ve rahatlığı ile salınarak, menderesler çizer. 4 km’lik Sorgun Yaylası’nı geçtikten sonra güneye yönelir ve Aksu kaynağının sularını da kendisine katarak, Zindan Boğazı’na girer. Bu alanda derinliği yüzeyden 200-300 m’ye ulaşan, içerisinde doğal ve suni alabalıkların oynaştığı ve ulaşmak istediği yere bir an önce varma telaşı içinde delice coşan, şelaleler oluşturan bir çaydır. Derenin buradaki adına Aksu Çayı denilmektedir. Zindan Boğazı güneyde Aksu ve Yılanlı Ovası’na açılır. Burada kanyonun suları ovanın şah ve kılcal damarlarını oluşturur, ovadaki binbir türlü yeşilliğe can veren hayat suyuna dönüşür.
Aksu Çayı, Aksu ve Yılanlı Ovaları’nı suladıktan sonra kendisine yeniden bir çeki düzen vererek, üzerindeki çam ormanı yeşiliyle uyumluluk gösteren yeşil kayalar (serpantinit) içinde bir vadi oluşturur. Aksu Çayı, Ayvalıpınar Kasabasından sonra güney-doğuya yönelir ve Ayvalı Çayı adını alarak, Belence Boğazı’na girer. Belence Boğazının içinde birkaç yan dere ile Başak Dere’nin de suyunu alan Ayvalı Çayı, biraz daha güçlenerek güneye Kasımlar’a doğru yönelir. Kasımlar’ın doğusunda Kartoz Çayı’yla birleşir ve buradan sonra adı artık Köprüçay Irmağı’dır. Kartoz Çayı’nın da desteğini alan Ayvalı Çayı, kalın kireçtaşlarını delmeye hazır bir potansiyel oluşturur. Bu nehir Kasımlar’ın güneyinden başlayarak Değirmenözü Köyü’ne kadar (12 km) sadece kireçtaşları içinde devam eder. Bu kesimde kendisinden 200-300 m. yüksekliğe ulaşan dar bir kanyon oluşturur. Kanyon boyunca kanyonun iki tarafındaki yüksek kayalar yer yer birbirlerine yaklaşmakta ve yöre halkı tarafından kayalara “Öpüşen Kaya” ismi verilmektedir.
Nehir, Değirmenözü Köyü’nün güneybatısında bir menderes yaparak, tekrar güneye yönelmekte ve ikinci kanyona girmektedir. Bu kanyonun uzunluğu 1,5 km.dir. Bu kısa kanyondan sonra nehir kıvrımlar çizerek, adacıklar oluşturur, Çaltepe güneyine kadar; yaklaşık 15-20 km, yöre halkının “Uyuyan Su” dedikleri durgun su şeklinde akar. Çaltepe güneyinden tekrar karbonatlı kayaçlar içerisine giren su Oluk Köprü’ye kadar dar ve derin bir kanyon daha oluşturur. Bu kanyonun haritadaki uzunluğu 15 km.den daha fazladır. Çevre köylülerinin anlattığına göre bu kesimde 60 m.ye varan şelaleler (uçan su) ve zaman zaman nehirin kayalar altında kaybolduğu alanlar (yiten su) olduğu belirtilmektedir. Köprüçay Antalya Serik yakınlarında Akdeniz’e dökülmektedir.
''KAYNAK:ISPARTA.GOV.''
Köprülü Kanyon Milli Parkı,,
Selge antik kenti kalıntılarının bulunduğu bölgede yer alan bu milli park adını, Köprüçay üzerinde bulunan antik bir köprüden (Olukköprü) almaktadır.
Antalya-Alanya Karayolu’ndan ayrılan Taşağıl ve Beşkonak’a giden 40 km.’lik bir yolla bu milli parka ulaşılır. Milli parkın önemli bir bölümünü oluşturan Köprü Çayı, göller yöresindeki Eğridir Gölü’nün güneyindeki Toros Dağları’ndan doğar. 120 km. uzunluğundaki vadisinde değişik güzellikler göstererek güneye doğru akar. Köprüçay denize ulaşmak için bu kesimdeki araziyi yüz binlerce yıl oymuş ve ortaya bir doğa harikası çıkmıştır.
Bolasan Köyü’nün altından itibaren 14 km. uzunluğundaki bu kanyon yörenin en ilginç yerlerinden birisidir. Yer yer 400 metreye varan ve ortalama 100 metre yüksekliğindeki bu kanyon, Olukköprü’de son bulmaktadır. Bu köprü, günümüzde de yöre ulaşımına önemli bir katkı sağlamaktadır. Ancak son dönemlerde ağır tonajlı araçların antik köprü üzerinden geçmesi yasaklanmıştır.
Köprüçay daha sonra tarihi Aspendos kentinin yakınlarından geçerek Akdeniz’e dökülür. Köprü Çayı’nın iki yanından aşağılara indikçe yükselmeye başlayan arazi yapısı, Bozburun (2.500 m) ve Dipoyraz (2.980 m.) dağlarında yörenin en yüksek yükseltilerini meydana getirir. Bölgenin kil, kumtaşı, konglomera ve kalker kayaçlardan meydana gelen jeolojik yapısı, karstik yer şekillerinin oluşmasına olanak vermiştir. Köprü Çayı’nın Bolasan Köyü ile Beşkonak nahiyesi arasında oluşturduğu vadi, 14 km. uzunluğu ve 100 m.’yi aşan yan yükseltileri ile yurdumuzun en uzun kanyonudur. Bu kanyon içinde rafting sporu, yöreye çok sayıda turist çeker.
Rafting parkuru, Oluk Köprü’nün yaklaşık 100 m. aşağı kısmında, suyun durgun olduğu yerde başlar. Parkur boyunca kanyon, duvarlarından dökülen su kaynakları, içerisindeki değişik karst şekilleri ile ilginç manzaralar oluşturur. Amatörlerin genelde Olukköprü’den başladığı rafting parkuru, yaklaşık 10 km. süren yolculuk sonrası Beşkonarlar’ın ilerisindeki beton köprüde sona erer. Parkurun beton köprüden sonraki 3 kilometrelik son bölümü tehlikeli olduğu için daha çok profesyoneller içindir.
Köprülü Kanyon Milli Parkı ülkemizin en güzel bitki örtüsüne sahip yörelerinden biridir. Son yıllarda bilim adamlarının büyük ilgisini çeken Köprülü Kanyon’da dünyada sadece bu bölgede yetişen bitki türlerine rastlanması bu ilgiyi daha da artırmıştır. Bilim çevrelerine göre bu bölgede keşfedilmeyi bekleyen 3 bin kadar bitki türü vardır.
Milli parkta vadi tabanından, yamaçların çıplak yükseltilerine doğru çam, servi, sedir ağaçları görülür. Milli park, doğal güzellikler kadar, zengin tarihsel ve arkeolojik değerlere de sahiptir. 35.600 ha’lık alan 1973 yılında milli park olarak ayrılmıştır. Köprü Çayı boyunca Alabalık avlanabilmekte, piknik yapılabilecek ve kamp kurulabilecek yerler bulunmaktadır.