Sütçüler

Dünyanın Yeni Harikası: Yazılı Kanyon Tabiat Parkı

Rıdvan Ertan

Rıdvan Ertan

1955 Yılında Isparta Sütçüler'de doğdu. Sırasıyla Gökçeada İlk öğretmen Okulu, Isparta Eğitim Enst. (Sosyal Bilimler) ve Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Tarih bölümünü bitirdi. Ağrı, Erzincan, Kütahya, Afyon ve Isparta illerinde öğretmenlik ve idarecilik yaptı.

Sütçüler’e 10 km uzaklıktaki Çandır’da bulunan Yazılı Kanyon, herkesin rahatlıkla ve keyifle yürüyeceği, köprülerle kesilen, sevincinize sevinç katan bir Tabiat Parkı.

Yazılı denmesinin sebebi kanyonda büyük bir kaya üzerinde eski yunan şairlerinden Epiktetos’un Hür İnsan Üzerine bir şiir’inin yer almasıdır. Aziz Paul, Perge’den Pisidia Antiocheia’ya giderken bu kanyondan geçmiştir. Hristiyanlar ve din turizmi için de (Tarsus – Yalvaç :500 KM yaya yol) Bu yüzden kanyon, kutsal yerlerden birisi sayılıyor.

Sen Paul her ne kadar Hristiyanlık dininin kurucusu İsa Peygamberin havarilerinden olduğu bilinsede, kimi araştırmacılara göre bir rivayete göre: Yahudi asıllı olan Sen Paul’un asıl amacı yahudiler arasında Hristiyanlığı yaymak ve Musevilik dini ile birleştirmek misyonerliği faaliyetlerinde bulunduğu görüşü hakimdir.

Yazılı Kanyon’da insanlık dersi..

Isparta ili Sütçüler ilçesine doğru yol alıyoruz. Yazılı kanyon’u gezeceğiz bugün. Niye yazılı diye merak edenler olabilir. Yazılı denmesinin sebebi kanyonda büyük bir kaya üzerinde eski yunan şairlerinden Epiktetos’un Hür İnsan Üzerine bir şiir’inin yer alması. Ayrıca kayalara kazınmış bir çok yazı da yer alıyor yazılı kanyonda. O zamanlar Sütçüler Orman İşletme Müdür yardımcısı Mühendis Ahmet Kuşçu’nun yoğun gayretleri ve girişimleri ile 1989 yılında Milli Park ilan edilen yazılı kanyon vadisini sizlere tanıtalım.

Yazılı kanyona ülkemizin az bilinen doğal ve tarihi güzelliklerinden birisi. Kanyonda yapılacak yaklaşık bir, bir buçuk saatlik bir kolay yürüyüş parkuru sizlere bu doğa harikasını yeterince tanıtmaya yetecek kanısındayım. Yazılı kanyon, Isparta-Antalya arasında bulunan Aksu nehrinin Çandır kolunun bir devamı niteliğinde. Yaklaşık 600 hektarlık bir alanı kapsayan kanyon geç de olsa bir milli park statüsüne kavuşturulmuş. Kanyonda yürüyüşe başladığınızda ilk dikkatimizi çeken altınızda çağlayarak akan bir nehir başınızın üstünde yer yer yüz metreden dört yüz metreye varan sivri tepeler ve gözlerinizin önünde bu kadar değişik türde ağacı ve bitkiyi başka hiçbir yerde bulamayacağınız bir vadi uzanıyor.

Bu eşsiz tabiat Tabiat Parkı’nda kızılçam, kızılağaç, saçlımeşe, çınar, ardıç, ceviz, pırnal meşesi, keçiboynuzu, akça kesme, defne, zeytin, sandal, sakız, tesbih, mersin, alıç, karaçalı, ladin ağaçları ile katırtırnağı, zakkum, yaban gülü, sarmaşık, eğrelti gibi bitki türleri eşsiz renk ve koku cümbüşü içinde sizleri karşılıyor. Yürüyüş parkuru içinde pek görülmeseler de domuz, yaban keçisi, tilki, porsuk, su samuru, tavşan, sincap, kartal, kızıl akbaba, doğan, güvercin, üveyik, keklik gibi çeşit yabani hayvanlar da parkın yaşam türlerini oluşturuyorlar.

Yürüyüş parkurunun başında biraz dik kayalar arasından başlayan yürüyüş demir köprülerden sonra meşhur kral yoluna ulaşıyor. Kanyonun içinde ikinci köprünün sağında tahrip edilmiş olan Hür İnsan Üzerine adlı şiir Antalya Tabiat ve Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu üyesi Prof. Dr. Sencer Şahin tarafından çözülmüş ve Isparta Milli Parklar ve Av Yaban Hayatı Başmühendisliği’nin girişimi ve katkısı ile bu yazıtın karşısına Türkçe ve İngilizce tercümesi asılmıştır. Aziz Paul, Perge’den Pisidia Antiocheia’ya giderken bu kanyondan geçmiştir. Bu yüzden kanyon, hristiyanlar ve din turizmi için de kutsal yerlerden birisi sayılıyor.

Şimdi bu kanyonda bir kayanın üzerine kazınmış şiirde ne dendiğine bir bakalım.

Hür insan üzerine şiir

Ey yolcu, yol hazırlığını yap ve koyul yola; şunu bilerek :
Hür kişi sadece karakterinde hür olan kişidir
Kişi hürriyetinin ölçüsü bizzat kendi doğasında bulunur
Ve kararında içtenlikliyse hür kişi ,
Yüreğinde ise dürüstlüğü, işte bunlar asil yapar kişiyi
Ve bununla yücelir hür kişi hatalarla değil.
Ana-babadan gelen uydurma bir asaletten tad almaz o :
Zira ana-baba değildir hür insanı doğuran
Zeus’tur herkese ata olan ve de tek kök insanoğluna
Herkesin tek şansı vardır. O alır kader icabı beden güzelliğini
Budur soy güzelliği ve hür olma hali gerçek anlamda.
Ruhen köle olan ise sakınmaz kötü sözden, katmerli köle de olsa
Aşırılıktır şiarı bu kişinin, yüreğinde soysuzluk vardır
Ey yolcu, Epiktetos köle bir anadan doğmuştu, ama
Yüceydi herkesten, bir kartal gibi: bilgelikte ise takdire şayandı ruhu
Söylemem gerekirse, tanrısal bir varlık doğurdu onu. (Keşke şimdi de bu mümkün olsa)
Böylesine yararlı ve sevinç kaynağı bir insan
Tüm ünlü kişiler arasında köle bir anadan dünyaya geldi.

Şiirin şairi olan Epiktetos, MS. 50. yılı civarında Frigya’nın Hierapolis kentinde dünyaya gelen ve 138 yılında Epirus bölgesindeki Nikopolis kentinde ölen ünlü bir filozoftur. ‘Epiktetos’ aslında bir isim değildir. Köle, esir anlamına gelir. Yaşadıklarından dolayı ona isim olarak konmuştur. Roma’ya köle olarak götürülmüş, daha sonra azad edilmiştir.

Tanrının birliğine, tüm insanların aynı ve tek tanrıdan geldiğine inanan bir düşünür olan Epikietos’a göre, “İnsan, insanın efendisi olamaz. Kader eninde sonunda şöyle veya böyle günahlarımızın bedelini önümüze koyar Görünen ya da görünmeyen zaman içinde herkes günahlarının bedelini öder. Bunu bilen insan kimseye kızmaz, gücenmez, kimseyi aşağılamaz, kimseyi itham etmez, kimseden nefret etmez, kimseye kin tutmaz” biçiminde hümanist düşüncelere de rastlamaktayız.

İslamiyetten yedi yüz yıl önce, aynı anda bir çok tanrıya inananların bulunduğu bir çağda insanların tek tanrıdan geldiğini söyleyen şiirinin yazıldığı kaya, arkasında belki hazine vardır diye dinamitle patlatılmış. Tabii arkasından hazine filan çıkmamış ama şiirin tam ortasında duran derin çukur insan hırsının belki de tam yerinde bir göstergesi olarak bölgeyi gezenlere ayrı bir ders daha veriyor.

BİR ANEKTOD

Yazılıkanyon’a öğrencilerimle her gittiğim ziyarette şu olaya tanık oldum. Kanyon girişinde piknik yapıp acıkan karnımızı bir güzel doyurduktan sonra kanyonun derinliklerinde gizemli sırlarını keşfetmek için başlıyoruz yürümeye. İnsanın kendini bambaşka bir alemde hissettiği yürüyüş boyunca, karşıdan esen serin bir rüzgarın taşıdığı bol oksijen ciğerlerimizi ferahlatıyor. Suyun gözünde dinlenme molası verip avucumuzla menbaın gözünden kana kana buz gibi tertemiz suyundan içiyoruz. Yaklaşık bir saat önce ayrıldığımız piknik yaptığımız yere geri döndüğümüzde açlık hissediyoruz sanki biraz evvel hiçbir şey yememişcesine.. İlginç değil mi? Paylaşmak istiyorum. Sizde yolunuz düşerde bir gün yazılıkanyona deneyince belki de hak verirsiniz bana kimbilir?

Yine buraya düzenlediğim gezilere: ön yargılı bir şekilde sitem edip ille de deniz kıyılarına gezi olsun diye tutturup arkadaşları hatırı ile isteksiz gelen öğrencilerim..“ilk defa geldikleri Yazılıkanyona hayran kaldıklarını, ayrılmak istemediklerini ve tekrar tekrar gelmek istediklerine” tanık oldum.

DİPNOT: 1989 yılında görev yaptığım ilçemdeki Merkez İlköğretim Okulunda Müdürüm. Bu sırada Sn. Ahmet Kuşçu da Orman işetmesinde Müdür yardımcısı. Aynı zamanda kızının okuduğu okulumda Okul Koruma ve Yaşatma Derneği Yönetim Kurulu üyesi. Yediğimiz ayrı gitmiyor. Tabiat hayranı Sn Kuşçu Çandır ırmağına hidroelektrik sanratali yapılması girişimine şiddetle ilk karşı çıkıp durduran ve buradaki yazılıkanyonun Antalya Kültür ve Tabiat varlıklarını Koruma kuruluna müracaat edip Turizm bakanlığınca teklifi kabul edilen buranın gizli kahramanlarındandır. (1989 tescil edilmiştir) Aynı sıkıntı ilçemiz yeşildere vadisinde kurulacak halk ortaklı hidroelektrik santralinde de ortaya çıkmış. Sn. Kuşçu tüm mücadelelerine rağmen, sadece suyun kaynağını orman içi dinlenme ve piknik alanı olarak tescil ettirebilmiş. Ancak halktan beklediği desteği alamayarak buraya santral yapılmasını bu kez durduramamıştır.. Gördüğü manzara karşısında üzüntüsünden tayin isteyerek bir daha ilçemize gelmemek üzere ayrılmış ve Antalya’ya yerleşmiştir. Zaman Ahmet Kuşçu’yu haklı çıkarmıştır. Şu anda şahsım dahil birçok Enerji A.Ş ortakları ve ilçe halkı pişmanlıklarını ”Güvendiğimiz dağlara karalar yağdı, kendim ettim kendim buldum” ifadelerle dile getirmişlerdir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ