ZAFER SARIŞAHİN
https://zafer.sarisahin.com
Sütçüler

Evimizin Yeni Misafiri: Guzine Sobası

Rıdvan Ertan

Rıdvan Ertan

1955 Yılında Isparta Sütçüler'de doğdu. Sırasıyla Gökçeada İlk öğretmen Okulu, Isparta Eğitim Enst. (Sosyal Bilimler) ve Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Tarih bölümünü bitirdi. Ağrı, Erzincan, Kütahya, Afyon ve Isparta illerinde öğretmenlik ve idarecilik yaptı.

Evimizdeki ilklerin her zaman unutulmaz anıları olmuştur değil mi?

İlk su tesisatının döşenip musluklardan aktığı an, Elektrik tesisatının döşenip ampullerinin yandığı an ve bütün odalarda aydınlığa kavuşulan o ilk gece..? ilk ocak, İlk pikap-teyp, ilk buzdolabı, ilk televizyon…

Okuldan dağılmış öğle yemeğine eve gelirken her zamanki yolumun üzeri çarşıdan geçiyorum. Çarşıda bir kamyon etrafında kalabalık ilgimi çekiyor ve merakla oraya yöneliyorum.

Konuşmalara kulak kabartıp yaklaşyorum.

-Ne gelmiş? Ne var burada? Ne satıyorlar..?

-Soba satıyorlar, – Değişik kocaman bir soba -Hiç görmedim..

Evet! Eskişehirden gelmiş bu 26 plaka araba. Kasasında soba yüklü. Satıcısı birkaç tanesini indirmiş özelliklerini sıralayarak halka tanıtıyo..

Halk şaşkın ben şaşkın merak içinde olup bitenleri izliyoruz. Merakla kalabalık gittikçe çoğalıyor. Nihayet bir tanesi almaya karar veriyor. Pazarlığını yapıp alıp götürüyor evine.

-Eskişehirden geldi. Çok güzel soba bunlar. Az yakıyo çok iş yapıyo. Bakın işte şurasına az bir odun atıyorsunuz altında küllüğü. Hem ısın hem üzerinde yemeğini pişir. Hem devamlı sıcak su bulundur, bitmedi hem de fırınında dilediğini pişir… Nasıl? Yetişen alıyo. Hade son gelene yok..

Oradan ayrılıp eve varınca kapıdan girmez haykırıyorum. -Anneee çarşıya bişey gelmiş çok güzel herkes alıyo bizde alalım..

Sofrayı hazırlamış bizi bekleyen annem, -Dur oğlum meraklandırma elini yıka sofraya otur bir karnın doyur.. neyki acaba?

Az sonra daireden babamda geliyor hep birlikte sofraya oturuyoruz. Hem acele yemeğimi yiyor hem de çarşıdaki satılan sobanın özelliklerini anlatmaya çalışıyorum. Bir yandanda odamızda kurulu küçücük sac sobaya bakıyorum. -O bundan çok büyük Aha şu kadar.. diye tarif etmeye çalışıyorum.

Babam söze giriyor -Evet oğlum ben de gördüm Guzine sobasıymış. Arkadaşımın birisİ aldı.O kullansın bakalım. Memnun kalırsa biz de alırız.Varsın alan alsın, nasıl olsa gene gelir. Şimdi durumumuz dar anlıyorsun değil mi oğlum?

-Anlıyorum baba. deyip soba faslını noktalıyoruz. Ertesi hafta ve sonraki haftalar beklediğimiz o araba gelmedi. Fakat bir ay sonra gelmiş ve eve geldiğimde soba alınmış kurulmuştu bile. Halı dokuyan ablam özenle siliyor süpürüyor yakmaya çalışıyordu. Bense evimizin bu ilk ve tek yeni misafiri karşısına geçmiş sevinçle seyrediyor, merakla dokunmaya başlıyordum. O kadar sevinçliydim ki anlatamam. Ablam hamur karıp kurabiye yapacağım size uslu durursanız deyince dünyalar benim oldu. Pişinceye kadar soba fırınının başını bekledim. Fırını açtıkça etrafa mis gibi kokusu yayılıyor iştahımı kabartıyordu. Ne zamanki pişip de tadına bakınca kendime geldim. Sıcacık kurabiyelerin bir kaç tanesini beraberimde alarak sokakta oyun oynamak için beni bekleyen arkadaşlarıma götürdüm. Bir güzel yediğimiz kurabiyeleri beğendikleri hallerinden belliydi.

Guzine sobamızı çocukluğumuzdan aile büyüklerimizin vefatına kadar yıllarca kullandık. Onlardan sonra epey bir müddet kullanmaya ihtiyaç duymadık. Mutfağın ocaklığında atıl vaziyette duran bu ata yadigarımızı ablam alt kattaki odunluğumuza indirmiş eskiciye vermemi istemişti.

Geçtiğimiz günlerde hiçte para sayılamayacak değerde hurda fiyatına sobamızı verdim. Sobayı verirken ilk aldığımızdaki heyecanım ve yıllardır bize sağladığı faydaları tek tek gözümün önüne geliverdi ve hüzünlendim.

Öylesine duygulanmışımki ağlamak üzere olduğumu farkeden yoldan geçen birisi -Ne o hayırdır ağlayıp gidersin hasta falanmısın bi şey falanmı oldu?

-Yok bişey tarihi sobamızı eskiciye verdimde ona üzüldüm.

-Ya bende bişey var zannettim. Hay Allah utanmadan bir de ağlasaydın? Soba için ağlanırmıymış be…? diye alaylı tavırları ile ayrılırken,

-Güle güle guzine soba. Kendinle birlikte hatıralarımıdıa götürdün… diye mırıldanıp, bir süre yokluğuna alışamayacağım eve giriyorum. Üzerime tuhaf ve garip bir burukluk çökerek..

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ